Prof. Dr. Zekai Şen, TGRT HABER TV'ye konuk oldu

Prof. Dr. Zekai Şen, TGRT HABER TV'ye konuk oldu

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Su Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Zekai Şen, “Her fert suyu israf etmeden kullanmalı” dedi. Şen, Türkiye’nin su bilgisi bakımından gerekli donanıma sahip olduğunu, ancak su ile ilgili birimler ve kurumlar arasında koordinasyon eksikliği olduğunu söyledi. TGRT HABER TV’de canlı olarak yayınlanan “Çerçeve’den Yansımalar” programında Gazetemizin Genel Yayın Müdürü Fuat Bol ile yazarımız İsmail Kapan’ın bu haftaki konuğu, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Su Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Zekai Şen oldu. BM İklim Değişikliği Paneli üyesi de olan Prof. Şen, Türkiye’deki su kaynaklarının durumu, su israfının önlenmesi gibi konuların ele alındığı programda, Bol ile Kapan’ın sorularını cevaplandırdı.

Karar var, uygulama yok
Cumhuriyetin ilk yıllarında suyla ilgili birimlerin oluşturulduğunu belirten Prof. Şen, “O zaman çok iyi kararlar alınmış ancak uygulamaya gelince yapılamamış. Bunun çeşitli sebepleri var. Fakat netice olarak her gecikme aleyhimize oluyor” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “susuz köy bırakılmayacağı” konusundaki talimatının çok yerinde bulduğunu belirten Prof. Şen, “Türkiye’de her bölgenin su kaynağı eşit değil. Karadeniz ve Toroslar gibi su kaynakları bakımından zengin bölgelerde sular dağlardan denizlere akıyor. Bu kaynaklar yurt içine çevrilerek yer altı su kaynakları zenginleştirilmeli. Birçok yer için yer altı suları daha ekonomik su kaynağı olacaktır” şeklinde konuştu. Prof. Şen su kaynaklarının korunması konusunda da şöyle konuştu: “Bu konuda her şeyi devletten beklememeliyiz. Her fert suyu israf etmeden kullanmalı. Yapılan anketlere göre, nüfusun büyük bir kısmı tıraş olurken musluğu kapatmıyor. Tarımsal sulamada genellikle salma sulama kullanılıyor ve bu en büyük su kaybına sebep oluyor. İsrail ve diğer birçok ülkede bu konuda çok daha dikkatli davranılıyor ve yağmurlama veya damlama sulama metodları kullanılıyor. Bunlar aslında bilinen konular ancak uygulamada halen eksiklikler var.”

En güvenli su yer altında
Konuşmasında Edirne’deki su baskınları ve sınır aşan sular konusuna değinen Prof. Zekai Şen, Türkiye’nin birçok akarsuya sahip olduğunu, bunlardan bazılarının sınırlarımızın dışına aktığını, bazılarının ise dışarıdan yurdumuza geldiğini söyledi. Doğal afete yol açacak nahirlerin milletlerarası ilişkiler çerçevesinde birlikte işletilmesi gerektiğini belirten Prof. Şen, “Edirne’deki su baskını biraz da yapay olmuştur” dedi. Prof. Şen, eski başbakanlardan Andan Menderes döneminde yapılan bölgedeki seddin ise zamana göre yenilenmesi gerektiğini kaydetti. Prof. Şen şöyle devam etti: “Ülkemizdeki yer altı sularının seviyesi giderek düşmektedir. Bunların desteklenmesi gerekir. Çünkü her bakımdan en güvenli sular yer altı sularıdır. Deprem ve benzeri afet durumunda su şebekesi çökeceğinden, kuyuların hazır ve bakımlı tutulması gerekir.”

Yer altı suları beslenmeli
Yer altı sularının azalmasının zaman zaman zemin çökmelerine sebep olabileceğini ifade eden Prof. Şen, “Kuyular açısından yurdumuzda engelleyici, caydırıcı bir kanuni durum yok. Bu böyle olmamalı. Halbuki yer altı sularının beslenmesi ve ihya edilmesi gerekebilir” şeklinde konuştu. Meriç Nehri’nin bu yer altı sularını destekleyebileceğini ifade eden Prof. Şen, Bulgaristan’ın pirinç tarlaları için gerektiğinde suyu parayla satarken, su bol olduğunda da suyu serbest bırakmasının doğru olmadığını söyledi. Dünyanın bazı bölgelerinde yağışlar azalırken bazı bölgelerinde arttığını ifade eden Prof. Şen, Türkiye’nin ise 50 yıllık periyot dikkate alındığında yağışlarının azalmakta olduğunu belirterek, “BM İklim Değişikliği Paneli’nin tespitlerine göre, bu süreçte Türkiye’nin su kaynakları yüzde 10 kadar azalabilecek. Bu durum Türkiye’nin hidroelektrik enerji durumunu da olumsuz etkileyecek. Dolayısıyla sadece hitroelektrik enerjiye bel bağlamamalıyız. Başka enerji kaynaklarına da önem vermeliyiz” dedi.

Bizim bilgimiz yeterli
Türkiye’nin su kaynaklarının tam olarak bilinemediğini belirten Prof. Dr. Zekai Şen, “Kişi başına hesaplanan 1700 metreküp su, ortalama bir değerdir. Türkiye stratejik açıdan bulunduğu yer bakımdan bazılarını rahatsız edebilir. Osmanlı Devleti parçalanırken su değil de petrol dikkate alındığından bugünkü harita çizildi. Eğer o zaman su kriteri dikkate alınsaydı başka bir harita olurdu” şeklinde konuştu. Türkiye’de su kaynakları konusunda bir kargaşa yaşandığını ve resmi makamlar arasında bu konuda bir eşgüdüm olmadığını ifade eden Prof. Şen şunları söyledi: “Üniversitelerde de bu konuyla ilgilenen öğretim üyeleri var. Ancak bu çalışmalar belli bir rapor haline getirilmeli. Su konusunda tek bir otorite olmalı. Birçok ülkede Su Bilimleri Enstitüleri var. Bu kurumlar uluslararası sularla ilgili senaryolar üretmektedir. Türkiye’nin su bilgisi bakımından yabancı kaynaklara ihtiyacı yok. Yabancı uzmanların bizim kadar bilgileri yok. Fakat maalesef kredi kurumlarının etkisiyle onlar danışmanlık yapmaktadır.”

>>> ‘Su’dan savaş çıkmaz
Su vakfı olarak eğitime ve suyla ilgili kitap yayınlamaya önem verdiklerini belirten Prof. Şen, “Türkiye, aslında bir su laboratuvarı... Yeterli bilgi birikimi de var. Biz vakıf olarak önce yurt içinden katılımcıların iştirak ettiği kurslar düzenledik. 4 yıldır yaptığımız bu kurslar, 3 yıldır milletlerarası boyutlarda yapılıyor ve çok verimli oluyor. Bu kursların Avrupa’da verilen kurslardan daha faydalı olduğunu tespit ettik. Bize en son olarak ‘barajların emniyeti’ konusu intikal etti ve bu konuda bir program hazırlayarak BM’ye sunduk. Harfiyen kabul edilen program dahilinde çeşitli ülkelerden 25 mühendise eğitim verdik. Suriye, İran ve Irak’tan önemli kademelerde görev yapan mühendislere verilen bu eğitim büyük takdir gördü” diye konuştu. Tarihte hiçbir zaman su savaşı olmadığına dikkat çeken Prof. Şen, “Ama savaş durumunda her zaman önce su kaynaklarına saldırılmıştır. Yahudiler, Sultah Abdulhamid’den Filistin’de yer istedikleri zaman Kudüs’ten değil, nehir kenarından bir yer istemişlerdir. Çünkü su kaynağı gerekiyordu. Bugün Filistinliler’in su kaynağı hiç yok. Buna yeraltı suyu da dahil. Böyle bir adaletsizlik olamaz” diye konuştu. Su savaşı çıkacağına kesinlikle ihtimal vermediğini ifade eden Prof. Şen, kurs gören Suriyeli uzmanlarla da çok iyi anlaşıldığını kaydetti. Askeriye bünyesinde de suyla ilgili bir birimin olması gerektiğine dikkati çeken Prof. Şen, bunun stratejik olarak gerekli olduğunu belirtti. Su idarelerinin ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Prof. Şen, “Barajlar arasındaki bu koordinasyon bilgisayar ortamında sağlanmalı. Bunun için gerekli yazılım oluşturulmalı” dedi. Prof. Dr. Zekai Şen, bu çalışmanın özellikle GAP bünyesinde derhal oluşturulmasının önemine işaret etti.

Yağmur bombası balonu
1993 yılında İstanbul’da büyük su sıkıntısının yaşandığını hatırlatan Prof. Şen şöyle konuştu: “O zaman yağmur bombası çalışması için milyonlarca dolar harcama yapıldı. Halbuki dünyanın hiçbir yerinde bulutlar sağılarak yağmur elde edilememiştir. O kadar masraf yapılmıştır ama bir damla bile yağmur düşmemiştir. Halbuki bunun hemen akabinde Istranca Dereleri barajlara akıtılarak su meselesi giderilmiştir. Eğer akıllı bir yönetimle su kaynakları korunursa İstanbul 30 yıl susuzluk çekmez. Melen Projesi de hayata geçirildiğinde İstanbul susuzluk çekmez.” Yağmur bombalama fikrinin ABD’de 1950’li yıllarda 10 yıl süreyle araştırıldığını, ancak başarılı sonuçlar alınamadığını belirten Prof. Şen, “Daha sonra bu projeler bazı ülkelere pazarlandı” dedi. 22 Mart’ın Dünya Su Günü olarak kutlandığını belirten Prof. Dr. Zekai Şen, su ile ilgili olarak dünyanın bütün bilim adamlarının makalelerini derlediklerini belirterek, “Bunun sonunda oluşturulacak rapor hükümetlere verilecek. Bu çerçevede çeşitli bakımlardan ele alınan sonuçlar, 2100 yılına kadar olan beklentiler, senaryolar halinde hazırlanacak” dedi. Manavgat Suyu’nun İsrail’e satılması sürecinin halen neticelenmediğini ifade eden Prof. Dr. Zekai Şen, KKTC’de yaşanan su meselesine de değinerek, “Türkiye’den KKTC’ye er ya da geç su götürülecektir” dedi.

>>> Zemzem tükenmez
Zemzem su kaynağını da değerlendiren Prof. Şen şunları söyledi: “Zemzem kuyusu Hicaz’da 4000 yıl önce, Hz. İbrahim zamanında oluşmuştur. Bu kuyu diğer kuyulardan farklıdır. Altında kilometrelerce uzunlukta çatlaklar var. Mekke, deniz seviyesinden 250 metre yüksekliktedir. Ancak hemen yakınındaki Taif, deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliktedir. Dolayısıyla denizden gelen buharlar bu aradaki yamaçlara çarparak Zemzemi besleyen yer altı suyunu oluşturmaktadır. Çok güzel bir şekilde koruma altına alınmıştır. Birçok çatlaktan gelen çeşitli kıvamlardaki su, çıkış noktasında karışarak Zemzem’i oluşturuyor.” Arap Yarımadası’nın yer altı suyu bakımından zengin olduğunu belirten Prof. Şen, Arapların bu sularla denizden arıtılan suları karıştırarak tükettiklerini kaydetti.

su vakfı
SU VAKFI'NIN AMACI

Vakfımız suyun kişi, toplum ve canlı hayatındaki önemini insanımıza anlatmak, suyun en verimli şekilde kullanılmasını sağlamak, su sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak amacıyla kongre, panel, konferans ve sempozyumlar düzenlemektedir.